Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

Okuma Etkinliği | Bay Harika || Yorum




Eveet Havada serisinin son kitabı olan Bay Harika ile karşınızdayım. Öncelikle serinin en beğendiğim kitabı olduğunu söyleyemeyeceğim. Her ne kadar yaşanan her şeyi James'in ağzından dinlemek oldukça keyif verici olsa da Stephan'ın ağzından olduğu bölümler çok fazlaydı ve açıkçası sıkıldım. James'in anlatımıyla oğlumuzun kızımıza ne denli tutulduğunu daha iyi görüyoruz,hissediyoruz.

"Ben meğer kayıpmışım. Bulundum.Ben,James Cavendish, hatırlayamadığı kadar uzun zamandır seks bağımlısı,asla pişman olmayan sapık,aşık olmuştum. Ben onun bakire vücuduna sahip olmuştum,o da benim bakir kalbime."

Stephan'dan okuduğumuz yerler sayesinde de Stephan'ın geçmişte yaşadığı acıları,ailesiyle geçirdiği zor zamanları görüyoruz ve o sanılandan daha fazla yaralı bi adam. Ayrıca, Bianca ve Javier ile olan ilişkisini daha yakından inceleme fırsatı buluyoruz ve bir kez daha Bianca ve aralarındaki ilişkiye hayran kaldım hatta acayip imrendim belki biraz da kıskanmış olabilirim. :)
  • "Elbette herkes bizim sevgili olduğumuzu düşünüyordu,biz de ses çıkartmıyorduk. Onun aslında sevgilim olmadığını,yaşamam için hava kadar gerekli olduğunu,ona zarar vermeye kalkışacak kişiyi gözümü kırpmadan öldüreceğimi,nasıl anlatabilirdik ki.Bizi sevgili sanmaları daha kolaydı."


    • smile ifade simgesi
      Ayrıca bölümler geçmiş ve günümüz olarak yazılmış. Geçmiş Bianca ve James'in tanışmasından,günümüz ise Bianca'nın vurulmasından itibaren başlıyor. Stephan'ın ağzından olan yerlerde ise geçmiş Stephan'ın dövüştüğü zamanlardan,gelecek ise yine Bianca ve kendisinin vurulduğu zamanlardan başlıyor. 3.kitabın sonunda Bianca ve James'in düğününden,evliliklerinden ayrıca Bianca'nın hamileliğiden çok fazla bahsetmedikleri için geçiştirildiğini düşünmüştüm ama neyse ki bu kitapta telafi edilmiş.
      "Sihirli çubuğu elimde tutuyordum.Ona bakmadan edemiyordum.-Biraz önce ona işediğini biliyorsun değil mi-dedi Javier.Umrumda bile değildi.Elimle artı işaretini okşamaya devam ettim."
      Bay harikamızın oldukça kıskanç olduğunun bu kitapta daha çok farkına varıyoruz :) O ne hain o,aklından neler neler geçiyor,düzenbaz herif. :)
      "Ne düşündün ki? Eve dalıp onu kurtaracak mısın?O benim anladın mı?Onu taciz ettiğimi mi düşünüyorsun?Şunu aklına iyice sok: O tamamen bana bağlı,ömür boyu bana zincirlenmiş durumda ve onu bana bağlayan zincirler senin kırabileceğin türden değil." Son olarak kitap çok güzel bitirilmiş gerçekten sonuna bayıldım. Kahkaha atma garantisini veriyorum smile ifade simgesi Ayrıca öyle güzel bi baba olmuş ki James'in Bianca'sı olamadım bari kızı olayım dedim smile ifade simgesi Daha fazla uzatmadan bitireyim smile ifade simgesi Eğer bundan önceki kitapları
      okuduysanız ve bu seriyi seviyorsanız kesinlikle bu kitaba sahip olmalısınız inanın James'i daha çok seveceksiniz.
      smile ifade simgesi

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Okuma Etkinliği || Aşkın Nazlı Hali | Kübra Türker | Yorum



Merhaba! Yeni bir okuma etkinliği, aşık olunası bir kitapla buradayım. :) Evet, 'aşık olunası' diyerek fazla iddialı konuşmuş olabilirim ancak; bu kitap bir muhteşem! Tabii, asıl muhteşem olan Yağız. :D Tamam, fazla uzatmadan yorumuma geçeceğim ama kitapla ilgili biraz bilginiz olsun istiyorum. O zaman buyrun tanıtım bültenine. :D 


Tanıtım:

Hayatından geçen her bir gün, dolu dolu tabirinin karşılığıydı Naz için. Sonu gelmeyen seyahatler, bitmek tükenmek bilmeyen partiler, sıfırlarını dahi saymaya uğraşmadığı bir banka hesabı, anne babası, dedesi ve hatta daha birçok insanın ilgisi… Şimdiyse bunların hepsi yerini mütevazı bir memur hayatına bırakmıştı. Hem de oldukça mütevazı! Artık parasının hesabını kuruşu kuruşuna yapmalı ve hayatını diploması için uğruna yıllarca dirsek çürüttüğü mesleği, öğretmenliği, yaparak kazanmalıydı. Yapabilir miydi peki? Allah biliyor ya herkes onun bu şekilde yaşayamayacağını biliyordu. 
Disiplin, azim ve çeviklik… Belki biraz ukalalık, biraz da hazır cevaplık. Hepsini bünyesinde barındıran bu yakışıklı adamın bir yüzbaşı olduğuna inanmak, oldukça zordu. Yeni görev yerine başarıyla adapte olmuşsa da yeni hayatında hesaba katmadığı bir şeyler vardı.
 Zaten kim bunu hesaba katıyordu ki? O ne mi? Aslında hepimiz biliyoruz. Hatta birçoğunuz şu an iki dudağınız arasında, bu oyunbozan kelimeyi mırıldanıyorsunuz. 
‘Aşk’ 
Pek çok şey bildiğini iddia etse de bu konuda ne bir tecrübeye ne de ön bilgiye sahipti Yağız. Ama azimliydi. Takdir etmek ve hakkını vermek gerekir. Aşkı öğreniyordu. Hem de aşkın ‘Naz’lı hâlini…




Ve gelelim yorumuma. :)
Naz adında taptatlı, öğretmen bir kızımız var. Kendisi gibi ailesi de öğretmen. Ve kızımız birazcık şımarık, kendini beğenmiş bir tip. Ama tabii bu yetiştirilme tarzından kaynaklanıyor biraz. Naz, her zaman istediğini elde etmiş, zengin bir ailede büyümüş biri çünkü.

Diğer tarafta da Yağız adında bir erkek var. :) Yağız Tekinoğlu... İsmini duyunca bile kocaman sırıtıyorum ben. :) Neden mi? Çünkü Yağız'la birlikte hepten kafayı sıyırdım. :D O nasıl bir adamdı öyle? O nasıl bir aşktı?

Tamam, kızmayın. :D Yağız'a olan saplantılı hayranlığıma kısa bir ara verip size hemen ondan bahsediyorum. Öncelikli olarak Yağız yakışıklı bir Yüzbaşı. Eh, tabi oğlumuz yüzbaşı olduğu için Kars'a tayini çıkıveriyor.

Sonra ne mi oluyor? Taptaplı kızımız ve yakışıklı oğlumuzun yolları kesişiyor. :) Ama bu karşılaşma pek de olumlu olmadı. :D Ayrıca söylemek istiyorum ki, Yağız ve Naz'ın sürekli tartışmaları, didişmeleri ve birbirleriyle uğraşmaları çok şekerdi.

Bazı kısımlarda çok eğlendim, bazı kısımlarda ise çok duygulandım. Kitap boyunca yoğun bir duygu seline kapılıp gittiğimi söyleyebilirim. Özellikle Yağız'ın o sözleri yok mu... Ah, işte onlar beni benden aldı. Yazarımız, karakterlerin hislerini okuyucuya çok güzel yansıtmış bence. Ve ben gerçekten kitabı hissederek, severek okudum. Buram buram aşk kokan bir hikayeydi.

Özellikle ilk başta şımarık olduğundan bahsettiğim kız karakterimiz Naz'ın, Yağız'dan sonra ne denli değiştiğine şahit olmak da ayrı bir güzeldi. Kelimeler, cümleler çok anlamlıydı. Yazarın kalemi ise kesinlikle sıkmıyor çünkü kitap oldukça akıcıydı. Normalde 600 ve üzerinde sayfa sayısı olan kitaplar benim gözümü korkutur. Evet, itiraf etmeliyim ki Aşkın Nazlı Haline başlarken de sayfa sayısından biraz ürktüm. Ama tüm bu düşüncelerim kitaba başlamam ile birlikte buhar olup gitti.

Kısaca özetlemem gerekirse, son zamanlardaki birbirinin tekrar olan kitaplardan sıkıldıysanız Aşkın Nazlı Halini alıp okuyun. Hatta kesin almalısınız. Pişman olmayacaksınız, emin olabilirsiniz. :) Hatta Yağız'a hayran olacağınıza eminim. :) Ama oradaki küçük detayı fark ettiyseniz eğer, 'hayran' diyorum. Aşık olabilirsiniz demiyorum. Çünkü Yağız bir tane ve o da benim, dermişim. :D Tamam, tamam. :D Saplantılı aşkım Yağız'ı birkaç saniyeliğine -çünkü artık onu unutmam mümkün değil- unutuyor ve yorumumu da bitiriyorum. :D :D

Aşkın Nazlı Halini okumadıysanız çok geç kaldınız. Hemen alın okuyun ve kitaplığınıza bu tatlış kitabı da ekleyin. :) Seveceğinize eminim. :) Ayrıca yazarımızın yeni eserlerini de merakla bekliyorum. Tabii, bir sonraki karakter Yağız'ın yerini tutabilir mi, bilemiyorum. Yağız'ın benim için yeri hep ayrı kalacak.  :)

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere! Yağız kokulu öpücükler! :)


PUANIM: 






















11 Mayıs 2015 Pazartesi

Özge Gül | Tutkulu Aşk || Yorum




Yine enfes bir kitap yorumu ile karşınızdayım! Tuba'nın Yorum Köşesi ile gerçekleştirdiğimiz "Tutkulu Aşk" için okuma etkinliğini yakın zamanda gerçekleştiriyor ve Kitap Cenneti sayfasında harika bir yarışma yapıyoruz.  Bizi takip etmeyi unutmayın! Çok yakında. ;) 

Öncelikle bu enfes kitapla ilgili yorumuma geçmeden önce kitabımız hakkında bir fikir edinelim, değil mi?  






Aşk kalplere yerleşecek ve bedenlerde tutkuya dönüşecekti...


Yıllarca aşkla yanıp tutuşan ama karşılık bulamayan bir erkek ne yapar? Serkan hayatına devam etmeyi tercih etti ve bir başkasıyla nişanlandı. Onun için diğer kadınlar artık yok sayılacaktı. Ama Melisa'nın varlığı bile aklını karıştırıp aşkının katlanmasına yetiyordu.

Kalbi kararını çoktan vermişken, kadına yaklaşmanın yollarını arayacaktı ama Melisa, hayatı kendi bildiğinden ibaret sanırken bu hayli zor olacaktı.

Gittikçe yükselen, tutkuyla sarılmış, acılarla bilenmiş bir aşkın içine düşmemek için çabalayan Melisa'yı ikna edebilecek miydi Serkan? Peki ederse arzuladığı mutluluğa sonsuza kadar kavuşabilecek miydi?

Aşk için savaşırken, birbirlerinden güç almaları gerektiğini bilseler yetecekti ama bunu becerebilecekler mi?

Peki ya tutku her zaman aşk mı getirir?

İşte tüm bu sorular cevap bulurken, bu iki gencin hikâyesine bir tutamdan fazla acı eklenecek…

(Tanıtım Bülteninden)







Veeee gelelim yorumuma. :) Nasıl yorum yapacağım bilmiyorum aslında. Kitabı çok sevdim, övmek istediğim çok yer var ama yazıyı fazla uzun tutup arada spoiler vermekten korkuyorum. Bu yüzden kendimi frenlemeye çalışıyorum. :)


Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki Tutkulu Aşk bana çok iyi geldi. Son zamanlarda okuduğum en kaliteli ve kurgusu en sağlam yerli kitaplardandı bence. Çünkü ne yazık ki günümüzde her telden hikaye kitap oluyor ve bu oldukça can sıkıcı bir durum haline geldi. Her neyse, yorumumuza dönelim. Ayrıca belirtmek istediğim bir yer var. Ben kitabı okuduktan sonra yazarın ilk kitabı olduğuna şaşırdım doğrusu. Yani kitap öyle bir ustalıkla kaleme alınmış ki, sanırsınız yıllarca yazan profesyonel bir yazar. Bu yüzden yazarın kalemine aşık olduğumu söyleyebilirim. İlk kitap bu kadar güzelse, demek ki bundan sonraki kitaplar apayrı güzel olacak ve bu da sevgili Özge Gül'ün kitaplarını tereddütsüz alıp, büyük bir heyecanla okuyacağım anlamına geliyor. :)

Kitapta büyülü bir aşk hikayesi bizi bekliyor. Bir tarafta aşkını 6 yıl boyu içine gömen bir adam. (Ah, bunun beni ne kadar etkilediğini söylemezsem olmaz. Zaten karaktere apayrı aşık oldum. Hiç iyi değilim şu an. Kafayı sıyırdım sanırım.) Diğer bir tarafta ise bu aşktan kaçan Melisa.  Bir de şöyle bir durum var ki Serkan nişanlı. :( Melisa'yı halen seviyor ama hani derler ya 'Fazla naz aşkı usandırır' diye. Bizim kadın karakterimizde aşırı nazlı bence. Bu yüzden Serkan, Melisa'yı hala sevmeye devam etse de gidip başka bir kadınla nişanlanmış. Buradan da anlıyoruz ki, fazla naz zarar kızlar. :D Bunu bu kitapta daha iyi anlamış bulundum.

Evet, tamam itiraf ediyorum. Ben Melisa'ya fena sinir olum. Hatta öyle ki bazen sayfaya yumruk atasım geldi. O derece sinirlendim düşünün yani. Adama az çektirmedi kabul edelim. Serkan gibi bir adama yapılır mı bu? Elime bir geçse Melisa olacakları siz düşünün artık. :D Kitabın devamında geç de olsa kendini birazcık affettirdi ancak ben ona hala çok sinirliyim. Yani, sonuçta Serkan gibi bir adamı üzdü, öyle değil mi? Bu arada ayrıca belirtmek istiyorum ki, Serkan'a bayıldım! Ama en çok da onun beni büyüleyen, masum aşkına bayıldım! Bir kadın böyle sevilir işte...

Tabii, şunu geçmeyeyim. Kitapta sinir olduğum karakter bir adet daha bulunuyordu. Ki ben ona Melisa'dan daha sinir oldum. Sonuçta asıl kızımız Melisa. Sadece ona tavırlıyım o kadar. :D Tamam iyice psikopata bağladım, kabul ediyorum. Diyorum ya kitabı çok beğendim. Hep ondan oluyor bunlar. :D Neyse. Ah, şu Serkan'ın cazgır nişanlısından bahsediyordum, değil mi? Aklıma geldikçe sinirlerim tavan yapıyor. O nasıl bir kadındı öyle? Saman altından su yürüten türden hem de! Tamam, bu konuya fazla girmiyorum çünkü kadın fena halde beterdi. Gerisini siz düşünün artık! Beni şok etti resmen. Hatta bazen sinirden saç diplerime kadar kaşındığım doğrudur. :(

Kitap çok güzel bir kitaptı. Tutkulu Aşk'ı okurken hiç sıkılmadım. Aksine her sayfasını büyük bir heyecan ve merak eşliğinde çevirdim. Son zamanlarda böyle bir kitaba hasret kalmışım bunu da anlamış bulundum. Kitap ciddi anlamda çok iyi geldi. Yazarın kalemini çok sevdim. Çok akıcı, sade ve yalın bir dili vardı. Bir kere okuyucuyu sıkmıyor ve bu çok önemli bir şey benim için. Kurgu zaten kusursuzdu. Defalarca söyleyebilirim belki Serkan benim kalbimin baş köşesine yerleşti. Buradan da çok sevgili yazarımıza sesleniyorum; Acaba böyle bir karakter gerçek hayatta var mı? Hani varsa ben de alabilirim bir adet. Bilinsin istedim. :D

Ha az daha unutuyordum. Kitapta sadece bir çiftin aşkına tanıklık etmiyoruz. Oldukça tatlı bir çiftimiz daha var ve ben onları da çok sevdim. :) Evet, evet Murat ve Selin'den bahsediyorum. Sanırım Murat da yazarımızın yeni kitabında gönlümü fethedecek. Ama Serkan'ın tahtını sallayabilir mi orasını zaman gösterecek. Murat ve Selin'in hikayesini de merakla bekliyorum. Umarım yazarımız bizi fazla bekletmez diyorum ve yorumumu burada sonlandırıyorum.

Sanırım biraz uzun bir yorum oldu. Umarım sıkılmazsınız. Gerçi benim daha yazacağım çok şey vardı ama fazla uzatmak istemiyorum. Kısacası, özetle: Ben Tutkulu Aşk'ı çok beğendim. Vakit kaybetmeden alın okuyun derim. Kitaplığınızın baş köşesine yerleşeceğine eminim. Benim de öyle oldu. :)


Küçük bir not (Hayır, aslında fazlasıyla önemli bir not): Bu yorumdan sonra okuyacak çok sevgili arkadaşlara sesleniyorum: Serkan'a fazla sulanmasanız iyi edersiniz. ;) :D 


21 Mart 2015 Cumartesi

Hiçliğin Kıyısında #1 | YORUM






Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır…


Andrew yolculukları esnasında Camryn'e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew'un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?


"Hiçliğin Kıyısında mı? 'Muhteşemliğin Kıyısı'na ne dersiniz? Çünkü şu anda tam olarak bu durumdayım."


-USA Today-

(Tanıtım Bülteninden)